Kadın Şeysi

0
84

“KADIN ŞEYSİ”

Av. SinemTanrısınatapan  – Adana Barosu

Hangi birini yazmalı, hangisi için daha çok dertlenmeli, dertleşmeli bilmiyorum.

Mesela, kadına yönelik erkek şiddeti suçuyla ilgili bir dosyanın duruşmasına özellikle de birkaç avukat girmek pek öyle sıradan bir şey değil. Çünkü daha mübaşirden, katibe oradan mahkeme heyetine uzanan ve duyulan fısıldaşmalar olur : ‘yine geldiler kadın şeysi…’  neyiz biz sahi  ‘kadın şeysi..’ nedir? ‘Kadına yönelik şiddetle mücadele eden, kadının insan haklarını savunan avukatlar/avukatların takip ettiği dosyalar’ böyle demek uzun oluyor da böylesi kestirmeden ve kısaca, bir küçük kadın meselesi der gibi ‘kadın şeysi…’! Bazen iyi halden ‘kadın hakları avukatı’ etiketini kapıveriyoruz. “Hepimizin meselesi bu” diyerek bağırıp çağırmak geliyor içimden, çünkü duruşma salonlarındaki ölü toprağını atmak istiyorum. Bazen alenen dinlemeyip, bazen de dinliyormuş gibi yapıp, önceden hazırlanan mütalaa/kararları, kopyala-yapıştır yöntemiyle çalışan adalet sisteminde işimiz zaten hiç kolay olmamıştı ki..

Eski sevgilisinin çıplak görüntüleriyle sosyal medyada yayın yapan şüpheliyi şikayet eden kadının, aile içi şiddet bürosunda mı, siber suçlarda mı yoksa adrese dayalı bağlı olduğu mahallenin karakolunda mı ifade vereceğine dair tartışmalara son noktayı karakol amiri:“aile içi şiddet olması için 6 ay birlikte yaşamış olman lazım yaşadın mı?” sorusuyla koyar. Karakol amiri 6284 sayılı yasayı biliyordu!. Ve bu yasayı öne sürerek evli veya 6 ay birlikte yaşama koşulunu arıyordu, bizi de inandırmak için çok çabalıyordu. Yıllardan 2021 aylardan Ocaktı. Tüm ısrarlarıma rağmen şikayetçi kadın adrese dayalı en yakın karakolda beyanda bulunup kurtulmak istedi ve işimiz bittiğinde hala hangi karakolda ifade vermesi gerektiği tartışmaları devam ediyordu.

Mahkemelerde uygulanan en yaygın yargılama usulü ‘empati’ hatta zaman zaman ‘sempati’ olarak karşımıza çıkar ve hep erkek tarafın lehine yorumlanır. Bir hakimin kolu alçıda gelen kadının huzurunda, sanık kocasına hitaben “ben de boşandım burnumdan geldi ama çocuğumun anası katlandım napcan, sen de bir daha yapmazsın pişmansın değil mi?” diyerek cevabını beklemeden şikayetçi kadına “hanım, sen de bu defalık affet” diyerek dertleşmesi beni benden alıp götürmüştü.

İyi eğitimli, iyi mesleği ve iyi bir geliri olan, iyi aile babası (kısaca iyiliği tescillenmiş) sanığın, öğretmen olan eşini darp ettiği ispat edilmiş olmakla beraber hakime dönerek “her evde olan şeyler hakim bey darp sayılmaz sizde de olmuştur mutlaka” demesine hakimin tebessümü ve duruşma salonunda bulunan kadın avukatları hatırlayınca “karıştırma oraları” deyişi hiç aklımdan silinmesin emi.

Hakim kürsüsünde kadın görünce içimde alevlenen umut hep çabuk sönmüştür. Evlendiği gece tecavüze uğrayan, darp edilen ve altınları gasp edilip baba evine gönderilen bir kadına sorulabilecek en öncelikli ve etkili soruyu 3 kadın hakimden oluşan heyet sorar : “Barışma ihtimalin yok mu?”. Ve biz şikayetçi vekili olarak 125. defa boşanma davasında olmadığımızı, ceza davasında olduğumuzu hatırlatıp, heyeti hayallerinden koparıp, duruşma salonunda yere basmalarını sağlıyoruzdur.  Erkek dayanışmasıyla görülen empati/sempati hallerini kadın lehine hiç göremeyiz. Aslında iki taraf için de empati değil yasayı, aklı ve gerçekleri görüp uygulamalarını bekleriz, halen beklemedeyiz.

Yazılan her şey ve çok daha fazlası yaşandı yaşanmaya devam ediyor. Bu yolculuk daha neler gösterir? Gördüklerim duyduklarım, duyacaklarımın teminatı mıdır?!. Öyle bile olsa bu yolda ‘bir büyük insanlık meselesinde’ beraber yürüyenleri, aynı gözlükleri takanları da beraberinde getiriyor. Ben de umut kırıntılarımı kaybetmemek için bu birlikteliğe tutunuyorum ve bu yolda yürüyen tüm kadınları,  en çok ‘kadın şeysi…’ avukatları kucaklıyorum.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz