İstinaf Mahkemesinin “Tanık” Arayışı

0
47

İSTİNAF MAHKEMESİNİN ‘TANIK’ ARAYIŞI

Av. Sevil Aracı – Adana Barosu

Adana Kadın Platformu olarak bize ulaşan bir başvuru üzerine takip ettiğimiz Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yaşanan hukuksuzlukları ve toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı yaklaşımları paylaşmak istiyorum.Bu dosyadan, çocukları istismar edilen anne B.K’ nın destek isteği ile Adana Kadın Platformuna ulaşması sonucunda haberdar olduk. Dosyanın mağdurları henüz 5 ve 6 yaşlarındaki iki küçük çocuk, zanlı ise babaydı.

İstismara uğrayan çocukların annesi, 6 yıldır evli olduğu ve sürekli şiddet gördüğü eşinden boşanmak üzere dava açmıştı. Boşanma davası sürerken Aile Mahkemesi çocukların velayetinin kime verileceği hususunda Sosyal İnceleme Raporu düzenlenmesini istedi. Sosyal hizmet uzmanının yaptığı görüşmede çocukların babaları tarafından istismar edildiği ortaya çıktı.

Sosyal inceleme sırasında babanın çocuklara pornografik filmler izlettiği anlaşılmıştı. Daha sonra çocukların sadece pornografik filmler seyrettirilerek değil, fiziki olarak da istismar edildikleri ortaya çıktı. Bunu öğrenen anne, savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcının isteği üzerine ÇİM’de ifadesi alınan çocuklar babalarının kendilerine nitelikli cinsel istismarda bulunduğunu, yaptıklarını anlatırlarsa onları pencereden atacağını, başka bir zamanda kendilerini ormana götürerek “yaramazlık yaparsanız sizi burada bırakırım, kötü hayvanlar sizi yer” diye korkutup tehdit ettiğini anlattılar.

Çocukların istismara uğradığının Sosyal İnceleme Raporu ile ortaya çıkmasına, çocukların kreş öğretmenlerinin bu durumu çocuklardan duyduklarını ifade etmelerine, ÇİM’de alınan ifadelerde çocukların yaşadıklarını açıkça ve yaşlarına uygun bir şekilde anlatmalarına ve uzmanların çocukların bu anlatılanları uydurmalarının mümkün olmadığını söylemelerine rağmen savcı, “taraflar arasında halen derdest olan boşanma davası bulunduğu, bu sebeple taraflar arasında husumet olduğu, atılı suç yönünden somut bir delil elde edilemediği, böylesi bir durumda iyi niyetle ve olması gereken bir bakış açısı ile konuya yaklaşmak gerekirse bir babanın 2013 ve 2014 doğumlu çocuklarını cinsel anlamda istismar edeceğinin düşünülemeyeceği… Yeni Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenen kişilerin lekelenmeme hakkı…” gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu karar açıkça “baba böyle bir şey yapmaz” diyen, erkeği koruyan, kollayan bir karardı. Daha sonra anne, olayı duyurmaya ve gündeme getirmeye çalışarak KYOK kararına itiraz etti ve itirazı kabul edilerek Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Ancak davayı Sulh Ceza Mahkemesinin kararı üzerine açan savcı, aynı zamanda takipsizlik kararını veren savcıydı ve hazırladığı iddianame, takipsizlik kararından çok da farklı değildi.

Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmalarda çocuklar aynı şekilde istismarı anlattılar. Üstelik sanığın cep telefonundan çocuklardan birine ait uygunsuz bir görüntü de elde edildi. Mağdur ve katılan vekillerinin tutuklama talepleri ise uzunca bir süre, daha önce çocukların ÇİM’de alınan ifadeleri ile mahkemede alınan beyanlarının samimi ve tutarlı olmasına, uzmanın çocukların gerçekleri söylediği yönündeki yorumuna, çocukların yaşlarıyla uyumlu olmayan cinsel bilgiye sahip olduklarına dair raporlara rağmen reddedildi.

Mahkeme ikinci duruşmadan itibaren iddianamenin eksikliklerle dolu olduğunu, olayın nasıl gerçekleştiğine, ne zaman olduğuna, suçun unsurlarına yer vermediğini ifade ederek savcılıktan ek iddianame düzenlemesini istiyordu. Ancak bu talep yine aynı savcıya çarparak birkaç kez geri döndü. Savcı ısrarla usulüne uygun bir iddianame hazırlamayı reddetti. Sonunda dosyanın başka bir savcıya gönderilmesi talebimiz kabul edildi ve eksikliklerin giderildiği ikinci iddianame böylelikle hazırlanmış oldu.

Yeni iddianamede suç, basit saldırıdan çıkartılıp nitelikli saldırı olarak tanımlandı, müstehcenlik suçunun da iki ayrı şekilde işlendiği iddia edildi. İlk iddianamede sanığın, mağdur çocuklara yönelik işlediği iddia olunan çocuğun cinsel istismarı ve müstehcenlik suçlarını nerede, ne zaman, ne şekilde ve nasıl işlediği açıkça belirtilmemişti. Olayın nasıl ortaya çıktığı, çocukların anlatımlarının neler olduğu, çocukların beyanlarının neden doğru kabul edilmesi gerektiği gibi bilgiler ayrıntılı olarak yeni iddianamede yer aldı. Bu iddianame ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun görebileceği yerlerde müstehcenlik, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanmak suçlarından dava açılmış oldu.

Yeni iddianamede açısından sanığın savunmasının alındığı duruşma 15 Eylül tarihinde gerçekleşti ve nihayet bu duruşmada sanığın tutuklanmasına karar verildi.

Yargılama sürecinde katılanın etrafında örülen dayanışma ağından oldukça rahatsız olan sanık tanıklara baskı yaptı, ifade vermelerini engellemeye çalıştı. Adana Kadın Platformu üyelerine, Ekmek ve Gül haber sitesine tehdit ve taciz içerikli mesajlar gönderdi. Ekmek ve Gül’ün yetkililerini arayıp onları tehdit etti. Kendi Facebook sayfasında dava dosyasında yer alan çocuklara ait mahrem bilgileri paylaştı, katılan ve çocuklar ile eski resim ve videolarını paylaşarak “bakın aslında biz ne kadar mutlu bir aileydik” dedi… Tutuklandığı duruşmaya kadar oldukça kendinden emin duran, her duruşma sonrası “bugün de aklandım” diye selfiler çekip paylaşan sanık, sanıyoruz ki tutuklandığı günkü duruşmada başına gelebilecekleri anlamıştı. İfade verirken ağlamak da dahil olmak üzere heyeti etkilemek için her yolu denedi. Bu suçlamanın ona çok ağır geldiğini, intihara karar verdiğini söyledi. Artık çocuklarından da katılandan da vazgeçtiğini, sadece aklanmak istediğini anlattı. Tutuklama kararı verildiğinde ise katılana “Gözüme bak” diyerek tehditlerine devam etti.

15 Eylül’e kadar görülen tüm celselerde, mahkeme hakimlerinden kadın üye tutuklanma yönünde oy kullanmıştı. Son celse çocukların kreş öğretmenlerinin tanıklık yapmasının ve mütalaanın verilmesinin ardından tüm heyet tutuklanma yönünde oy kullandı ve sanık mahkeme salonundan elleri kelepçeli bir şekilde cezaevine gönderildi.

Tüm bunlar yaşanırken sanık kamuda, bir çocuk hastanesinde çalışmaya devam etmişti. Öyle ki hakkında idari soruşturma dahi açılmamıştı. Çocuk istismarcısı olduğu kuvvetle muhtemel birinin bir çocuk hastanesinde çalıştırılmaya devam edilmesi de, en az takipsizlik kararı verilmesi kadar şaşırtıcıydı ve bu konuda da tepkilerimizi sıklıkla dile getirdik. Soruşturma ancak ısrarlı tepkilerimiz ve gündemde tutma çabalarımız sonucunda açıldı ve sanığın görev yeri değiştirildi. Sanığın bu kadar ağır bir suçla yargılanmasına rağmen hakkında idari soruşturma dahi açılmamış olması ve tutuklanmaması bizde sanığın korunduğuna dair şüpheler oluşturuyordu.

Nihayet mahkeme, 1 Ekim 2020 tarihinde sanık M.A.K. hakkında “çocuğun cinsel istismarı, çocuğun görebileceği yerlerde müstehcenlik, müstehcen içerik üretmekte çocuğun kullanılması” suçlarından toplam 35 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. M.A.K., “çocuğun cinsel istismarı” suçundan her çocuk için 15’er yıldan 30 yıl, “Müstehcen içerik üretmekte çocukların kullanılması” suçundan 5 yıl ve “çocuğun görebileceği yerlerde müstehcenlik” suçundan 7 ay 15 gün ceza aldı.

Mağdur çocukların gerek ÇİM’de, gerekse duruşmada alınan beyanlarının birbirleri ile tutarlı olması,  sosyal hizmet uzmanlarının mağdurların olayı kurgulamalarının mümkün olmadığını, anlatımlarının kendi yaş grubu çocuklarının cinsel bilgisinin üstünde olduğu ve bu anlatımların hayal ürünü ya da ezberletilmiş olamayacağı şeklindeki görüşleri sanığın ceza almasında etkili olmuştu.

Ancak yerel mahkemede 35 yıl ceza alan sanık M.A.K.’ nin cezası, istinaf mahkemesindeki incelemenin 35’inci gününde, olayın tanığı olmadığı, dolayısı ile ispatlanamadığı gibi tuhaf gerekçelerle bozuldu.

Katılan B.K. uzun ve yorucu bir süreç yaşamıştı. Adalet mücadelesine şikayetine karşılık savcı tarafından “Boşanma aşamasındasınız, aranızda husumet var” denilerek takipsizlik kararı verilmesi ile başlayan yargı sürecinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12’inci Ceza Dairesinin verdiği karar ile başa dönüldü. Ceza Dairesi verdiği kararda çocukların velayeti konusunda çekişme bulunduğuna değindi ve katılan anne B.’ nin, çocukların anneannesinin ve çocukların anlattıklarını hayatın olağan akışına aykırı buldu.

İstinaf Mahkemesinde 16 Aralık tarihinde açılan dosyada 20 Ocak tarihinde karar verildi. Adalet mücadelesinin uzun zamana yayılmasına alışık olan bizler için bu da şok edici bir durumdu. Bölge Mahkemesi 35 yıllık cezayı 35 günde bozdu. Böylece, amaçlanan erkekleri korumak olduğunda yargının ne kadar hızlı hareket edebildiğini de görmüş olduk.

İstinaf mahkemesi kararında olayın tanığının bulunmadığından bahsedilmesi ise oldukça ilginçti, zira zaten cinsel saldırı dosyalarında tanık bulunması olağan bir durum değildir. Burada bir de babanın 2 çocuğuna yönelik istismarından bahsediyoruz.

İstinaf Mahkemesinin, dosyaya sanık vekilleri tarafından sunulan ilgisiz her türlü delile de gerekmediği kadar itibar ettiğini gördük. Öyle ki sanık vekilleri tarafından sunulan çocukların mutlu göründükleri fotoğraflar dahi istismarın olmadığına ilişkin delil sayılmıştı.

Kadınların yargılandığı dosyalarda sunulan uzman görüş ve mütalaalarının asla karara dayanak alınmamasına rağmen, yine bu dosyada sanık vekilleri tarafından uzman görüşü adı altında sunulan mütalaanın da gerekçeli kararda yer bulmasını kelimenin tam anlamı ile çifte standart olarak görüyoruz.Daha önce kadın yargılamalarında sunmuş olduğumuz uzman görüşlerinin gerekçeli karara geçirildiğine hiç rastlamamıştık. Bizim açımızdan bu da bir ilk oldu.

İstinaf kararı sonrasında ilk duruşma 8 Nisan tarihinde görüldü. Duruşmada AGO’da beyanları alınan çocuklar, yine istismarı tüm ayrıntıları ile ve önceki beyanlarını doğrular şekilde anlattılar.

Sanık ise istinaf kararıyla tahliye olmasının ardından da yine sosyal medya üzerinden katılana ve davayı takip eden kadınlara yönelik saldırı ve tacizlerine devam ediyor.

İstinaf mahkemesinin olumsuz kararına rağmen biz her şeyin bittiğini düşünmüyoruz. Özellikle çocukların tutarlı beyanlarının ve tedavi evraklarının sanığın suçunu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlayacağını düşünüyoruz. Yerel mahkemede sanığın yeniden cezalandırılması için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz